Merhaba Sayin Ziyaretçi
Mayıs 22, 2012, 17:05:42

 Merhaba, Ziyaretçi Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Onemli Duyuru Lütfen Okuyunuz:

Sevgili Arkadaslar Mevzu Forum Olarak; Yeni Adresime Kurulmus ve Veri Kaybi Olmadan Tasima Islemimizi Yapmis Bulunmaktayiz. Bu Yapilan Çalisma Süreci Içindeki Sabriniza Alakaniza Sonsuz Tesekkür Ederiz..




Konu Ilgili Soru ve Fikirlerinizi
http://www.armatr.com/duyurular-ve-mevzu%27nun-kurallari/isim-degisikligi/ Basligi Altinda Bizlere Iletebilirsiniz..


Tesekkür Eder Iyi Forumlar Dilerim Saygilarimla By_TeTiK

Gönderen Konu: öLüm ALLAH!ın emrı AyrıLık oLmasaydı...  (Okunma sayısı 2134 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Sevda Noksan ...
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 3.270
    Konu: 1229
    Nerden: ist
    ReP GüCü : +4376/-34
    Cinsiyet: Bayan
    Gece sancıLı gün doğmaz, Bir türLü sabahLar oLmaz
    Profili Görüntüle
    Çevrimdışı

Hayata gözlerinizi açmanız umuduyla…


Öğretmen: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir katılımcı: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.
Öğretmen: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar : Ölüm.
Öğretmen: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?
Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar.
Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır?
Öğretmen: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
Katılımcılar: Hayır
Öğretmen: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir katılımcı: Var.
Öğretmen: Yarın?
Bir katılımcı: Evet.
Öğretmen: 30 yıl sonra?
Bir katılımcı: Olabilir.
Öğretmen: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?
Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.
Öğretmen: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?
Bir katılımcı: Yoktur Hocam.
Öğretmen: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?
Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar.
Bir katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?
Öğretmen: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
Bir katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
Öğretmen: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik olur muydu? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder
miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir "Seni gerçekten çok seviyorum" demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?
Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.
Öğretmen: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde ?Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim? diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Meydana getirdiğimiz kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?

kaynak : D. Cüceloğlu

  • Okunma sayısı 2134 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « : Haziran 26, 2008, 19:19:01 »

Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin
 

GoogleTagged


Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
920 Gösterim
Son İleti Temmuz 25, 2008, 00:38:49
Gönderen: ∂ємєт¢к
0 Yanıt
347 Gösterim
Son İleti Ekim 07, 2007, 16:07:04
Gönderen: Hafızz
0 Yanıt
359 Gösterim
Son İleti Kasım 17, 2007, 17:22:53
Gönderen: Hafızz
4 Yanıt
713 Gösterim
Son İleti Mayıs 10, 2008, 17:51:33
Gönderen: Cankancı Kız
0 Yanıt
516 Gösterim
Son İleti Haziran 10, 2008, 16:44:16
Gönderen: LaDy
0 Yanıt
359 Gösterim
Son İleti Haziran 17, 2008, 19:34:34
Gönderen: Cankancı Kız
2 Yanıt
388 Gösterim
Son İleti Ağustos 26, 2008, 21:41:47
Gönderen: Dede Görkem
0 Yanıt
428 Gösterim
Son İleti Ağustos 31, 2008, 11:14:57
Gönderen: VaMPiR
1 Yanıt
253 Gösterim
Son İleti Temmuz 29, 2011, 16:07:11
Gönderen: Bу_T є T i K


   
 

Forum Arma TÜRKİYE Begendiniz mi?

Sadece bir tiklama ile bunu gösterebilirsiniz.

 
 

Desteginiz için tesekkür ederiz!