Merhaba Sayin Ziyaretçi
Mayıs 22, 2012, 17:16:51

 Merhaba, Ziyaretçi Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Onemli Duyuru Lütfen Okuyunuz:

Sevgili Arkadaslar Mevzu Forum Olarak; Yeni Adresime Kurulmus ve Veri Kaybi Olmadan Tasima Islemimizi Yapmis Bulunmaktayiz. Bu Yapilan Çalisma Süreci Içindeki Sabriniza Alakaniza Sonsuz Tesekkür Ederiz..




Konu Ilgili Soru ve Fikirlerinizi
http://www.armatr.com/duyurular-ve-mevzu%27nun-kurallari/isim-degisikligi/ Basligi Altinda Bizlere Iletebilirsiniz..


Tesekkür Eder Iyi Forumlar Dilerim Saygilarimla By_TeTiK

Etiketler
SULTAN AHMET

Gönderen Konu: SULTAN AHMET  (Okunma sayısı 1763 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 784
    Konu: 144
    Nerden: İstanbul-Pendik
    ReP GüCü : +292/-8
    Cinsiyet: Bay
      MSN Messenger - livinglegend-66@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

 Türk ve İslam dünyasının en ünlü anıtlarından birisi olan Sultan Ahmet Camii İstanbul’a gelen herkes tarafından hayranlıkla ziyaret edilir. Klasik Türk Sanatının bir diğer örneği olan bu Sultan Camii orijinal olarak 6 minare ile inşa edilen tek camidir. Bulunduğu yer tarihi İstanbul şehrinin daha erken yapılmış diğer önemli eserleri ile çevrilidir. İstanbul şehrinin en güzel manzarası denizden görülür. Bu şahane manzarada caminin silueti yer alır. Şöhreti “Mavi Camii” olarak bilinen eserin asıl adı I. Sultan Ahmet Camiidir. Esas mesleğine yakışır şekilde, Mimar Mehmet Ağa Cami içerisini kuyumcu titizliği ile dekore etmiştir. 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami büyük bir kompleksin içerisinde bulunurdu. Bunlar bir kısmı zamanımıza gelemeyen sosyal ve kültürel içerikli yapılardı. Kapalı Çarşı, Türk Hamamı, aşevi, hastane, okullar, kervansaray ve Sultan Ahmet’in türbesi belli başlı kısımlardı. Caminin mimarı klasik Türk sanatının ulu mimarı olan Koca Sinan’ın öğrencisiydi ve caminin yapımında hocasının daha önce denediği bir planı, daha büyük ölçüde uygulamıştı. Sultan Ahmet Camiinin esas girişi Roma devrinden kalan hipodrom tarafındadır. Bir dış avlunun çevrelediği iç avlu ve esas mekân yüksek bir podyum üzerindedir. İç avluya açılan kapıdan ortadaki sembolik şadırvan ve etrafı çevreleyen galerilerin üzerinden, fevkalade bir harmoni ile biri, biri üzerine yükselen kubbeler görülür. İçeriye açılan 3 kapıdan herhangi birinden girildiğinde dış görünüşü tamamlayan boyama, çini ve vitray camlarının zengin ve renkli süslemeleri ile karşılaşılır. İç mekân büyük bir bütündür; ana ve yan kubbeler geniş sivri kemerlerin dayandığı 4 iri sütun üzerinde yükselir.

Caminin içini 3 taraftan çevreleyen balkonların duvarları, sayıları 20.000’i aşan şahane İznik çinileri ile süslüdür. Bunların yukarısı ve bütün kubbe içleri ise boya işidir. Boya süslemelere hakim olan renk mavi değildi. Camiye isim olan mavi renk sonraki tamirlerde boyanmıştı. 1990 yılında tamamlanan son tamirde iç dekorun koyu rengi orijinal açık renklerine döndürülmüştür. Her camide olduğu gibi, yerler halılarla kaplıdır. Ana giriş karşısında yer alan mihrap yanında, şahane oyma işçiliği olan mermer minber yer alır. Diğer tarafta ise Sultanların locası balkon şeklinde görülür. 260 pencerenin aydınlattığı iç mekânı örten kubbe 23,5 m. çapında ve 43 metre yüksekliğindedir. Yakın yıllarda tamir edilerek yeniden inşa edilen camii çarşısı, eserin doğusunda yer alır. Sultan Ahmet’in tek kubbeli türbesi ve medrese binası kuzeyde, Ayasofya tarafındadır. Yaz aylarında buradaki parkta geceleri ses ve ışık gösterileri yapılır. Sultan Ahmet Camii, civardaki bir çok eski abidevi yapı ve müzelerle birlikte şehir turlarının merkezinde yer alır. Minareler klasik Türk üslubunun bir diğer örneğidir. Spiral merdivenlerle şerefelere ulaşılır. Günde 5 defa, namaz vakti buralardan okunarak duyurulur. Günümüzde ezan hoparlörlerle okunmaktadır. Kubbeler ve minarelerin üstleri kurşunla kaplıdır, bunların uçlarındaki alemler ise altın kaplamalı bakırdan yapılmışlardır. Bu üst örtülerin tamiri icabında eskiden olduğu gibi ustalıkla yapılmaktadır. İslam dini her Müslüman’ın günde beş kez namaz kılmasını şart koşar. Minarelerden okunan Ezanı işiten inananlar, abdestlerini almış olarak namazlarını kılarlar. Cuma günleri öğlen namazı ve bazı diğer önemli dini günlerin namazları camilerde toplulukla beraber kılınır. Bunların dışındaki namazlar, vakitlerinde herhangi bir yerde kılınabilir. Camilerde toplu namazları hocalar, Kuran’dan bölümler okuyarak kıldırırlar. İbadet sırasında erkeklerle kadınların yerleri ayrıdır. Camilerde orta mekânda yalnız erkekler, arkalarında veya balkonlarda kadınlar ibadet ederler. Klasik Türk Camilerinin özelliği, en kalabalık günlerde bile namaz kılan topluluğun çoğunluğunun mihrabı rahatça görmesine elverişli olmasıdır.


  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « : Temmuz 17, 2007, 13:53:07 »
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 784
    Konu: 144
    Nerden: İstanbul-Pendik
    ReP GüCü : +292/-8
    Cinsiyet: Bay
      MSN Messenger - livinglegend-66@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

HİPODROM VE SULTANAHMET MEYDANI
 Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin

 Her devirde şehrin en önemli ve dinamik yeri, yarım ada yedi tepesinin ilki olmuştur. Şehrin ilk kurulduğu akropol surlarla çevrili, tipik bir Akdeniz ticari yerleşimiydi. Roma devrinde bu merkez genişletilerek, yenilenmiştir. Günümüze çok az kalıntıları kalan Roma devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk km taşıda buradaydı. Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmişlerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedirler. Şehrin ana caddeleri (aşağı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları takip ederdi. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili idi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlardı. Anayol kaldırımları bazen iki katlı, galerili inşaa edilmişlerdi.

Yol boyu geniş meydanlardan ayrılan sapaklarla sur kapılarına ulaşılırdı. Ana cadde “Mese” diye anılırdı. Surlarda Altın Kapı yolu “Via Egnetia” Roma’ya, giden yoldu. “Hipodrom” At binenlerin, atların meydanı anlamına gelir. Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodrom Büyük Konstantin tarafından devasa ölçülerde genişletilmişti. Bazı tarihçiler 30, bazıları da 60 bin seyirci kapasitesinde olduğunu bildirirler. 2 veya 4 atın çektiği arabaların yarışları esas gösterilerdi. Roma İmparatorluğu ve sonradan Bizans İmparatorluğu devrinde hipodrom şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak 10 yy’a kadar önemini sürdürmüştü. 1204 Latin istilası ile beraber, şehrin bir çok diğer abideleri gibi burası da önemini yitirmişti. Araba yarışları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri, toplantılar yapılırdı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma devrinde bol tatil günleri mevcuttu. Dev ölçüde bir U harfi şeklinde olan hipodromun doğu uzun tarafında, damında 4 bronz at bulunan, balkon şeklinde, imparator locası yer alırdı. Ortada, hipodromun kum kaplı sahasını ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar, bu duvarın üstünde de İmparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri bulunurdu. Şöhretli bir araba yarışçısı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzerdi. Yarışçılar yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi politik güçleri de olan takımlara ayrılmışlardı. Zaman, zaman yarışlara politika karışır, karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşebilirdi. Hipodrom günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş ve kalabilmiş 3 abide ile gelmiştir.

 

 Bunlar Mısır’dan getirilen Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Obelisktir. Türk devrinde, bu meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenmişti. Hipodrom’un batısında, Sultan Ahmet Camii’nin karşısında yer alan İbrahim Paşa Sarayı 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek örneğidir. Bu güzel yapı Türk ve İslam Eserleri müzesi olarak ziyarete açıktır. Muazzam Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu gelmiştir. Büyük kemerlerle donatılmış tuğla bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişi sağındaki parkta 4-5 yy. ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.


  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #1 : Temmuz 17, 2007, 13:56:01 »
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 784
    Konu: 144
    Nerden: İstanbul-Pendik
    ReP GüCü : +292/-8
    Cinsiyet: Bay
      MSN Messenger - livinglegend-66@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

MISIR’DAN GETİRİLEN OBELİSK (THEODOSİUS OBELİSKİ)
 

 Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin

İki Obelisk M.Ö. 1490’lı yıllarda Mısır Firavunu III. Tutmosis tarafından, ordularının Mezopotamya’da kazandıkları zaferlerin şerefine Luksor’da, Karnak mabedinin önüne dikilmişti. Obeliskler ender kalitede pembe granitten yapılmıştı. 4.yy.’da kesin bilinemeyen bir Roma İmparatoru yapmaya muktedir olduğu, halkı heyecan ve takdir hisleri içinde bırakacak bir olay düşünerek tonlarca ağırlığındaki bir obeliski İstanbul’a getirtti. Yıllarca hipodromdun bir köşesinde bırakılan obelisk I. Theodosius zamanında 390 yılında, şehrin idarecilerinden Proclus tarafından büyük zorluklarla dikildi. Her devirde “tılsımlı” bir abide sayılan eser İstanbul’daki en eski tarihi abidedir. Obelisk, rölyeflerle süslü Roma devri kaidesinin üzerindeki 4 bronz blok üzerine yerleştirilmiştir. Kaidede İmparator, çocukları ve diğer önemli kişilerin imparatorluk locasından yarışları seyir etmeleri, halkın, müzisyenlerin, dansözlerin hareketleri ve araba yarışları konu edilmektedir. Kaidesi ile birlikte yüksekliği 25.60 m’dir.


ÖRME OBELİSKİ
 
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin

Kaba yontulmuş taşlarla örülü, taklit Obelisk hipodromun güneyinde yer alır. Kati yapıldığı tarih bilinmez. 10. yy.da eseri tamir eden İmparator Konstantin Porfiregenetus adı ile anılır. Bir zamanlar üzerini kaplayan, altın harflerle süslü Bronz plakalar 4, Haçlılar tarafından soyulmuştur.



YEREBATAN SARNICI
 Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin

 Şehirdeki en büyük ve muhteşem kapalı sarnıçtır. Ayasofya meydanı batısındaki küçük binadan girilir. Sütun ormanı görünümündeki mekanın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Zamanında civardaki bir bazilikadan dolayı bu isimle anılmıştır. Civardaki saraylara su sağlamak için I Justinyen (527-565) devrinde yapılmıştı. 28 x 12 sıralı sütunların toplamı 336 adet olup, 170 x 70 metre boyutlarındadır. Bazıları sade, çoğu Korint uslubunda sütun başlıkları ile süslüdür. Su seviyesi mevsimlere göre değişirdi. Doğu duvarındaki değişik seviyerdeki borular ile dışarıya su verilirdi. Su seviyelerinin bıraktığı izler, sutunlarda görülebilir. 1984 büyük tamirat sırasında zemin temizliği yapılmış, 1 metreden fazla çamur temizlendiğinde orijinal tuğla taban ve 2 sütun altında meduza kafası mermer bloklar ortaya çıkarılmıştı. İnşa edilen yol ile de sarnıç içini dolaşmak

YILANLI SÜTUN


İstanbul’un en eski eserlerinden birisidir. Birbirine dolanmış 3 yılanın kafaları altın bir kazanın 3 ayağı biçimini alıyordu. M.Ö. 5.yy’da Persleri yenen 31 Yunan şehri elde ettikleri bronz ganimetleri eriterek bu eşsiz kalitedeki eseri yaptırtmıştı.8 m. boyundaki Yılanlı Sütun aslında Delfi’deki Apollo mabedine dikilmişti. İmparator Konstantin tarafından 324 yılında getirttirilerek, Hipodromun ortasına diktirilmiştir. 17 yy.da yılanların kafaları yerlerinde duruyordu. Sonradan kayıp olan kafaların bir parçası bulunarak İstanbul Arkeoloji müzesine konulmuştur.



ALMAN ÇEŞMESİ
 Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin

 Hipodromun girişindeki oktagonal, kubbeli çeşme Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Sultana ve İstanbul’a hediyesidir. Almanya’da yapılıp 1898’de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir. Neo-Bizanten üslubunda inşa edilen çeşme, içerden altın mozaikle süslüdür. Güzel bir eser olmakla beraber, çevredeki diğer eski abidelerle tam uyum içerisinde değildir.

                     VE HARİKALAR DİYARI SULTAN AHMET'TEN RESİMLER
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin


  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #2 : Temmuz 17, 2007, 14:05:41 »
  • Gelişmiş Mevzucu
  • *****
  • Katılım
    0%
    İleti: 474
    Konu: 4
    Nerden: !$T4nßuL $4n4y!
    ReP GüCü : +191/-3
    Cinsiyet: Bay
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

ellerıne saglık dostum seuper olmus

  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #3 : Temmuz 17, 2007, 15:51:40 »
,--^----------,--------,-----,-------^--,           
  |||||||||   `--------'     |          O            o         
  `+---------------------------^----------|       
    `\_,-------, _________________________|       
     / XXXXXX /`|     /                                                 
     / XXXXXX /  `\   /   
    / XXXXXX /\______(   
   / XXXXXX /   
  / XXXXXX /      
 (________(  
  `------'  



[[PsK]] | W!LD (Counter Of The King---Cs de SıNır T4nImam
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 784
    Konu: 144
    Nerden: İstanbul-Pendik
    ReP GüCü : +292/-8
    Cinsiyet: Bay
      MSN Messenger - livinglegend-66@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

önemli değil kardeşiim yorumun için sağol...

  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #4 : Temmuz 17, 2007, 18:25:27 »
  • Gelişmiş Mevzucu
  • *****
  • Katılım
    0%
    İleti: 483
    Konu: 3
    Nerden: §ΛЯ∫ΨΣЯ ж ßфsρĦфЯµ§
    ReP GüCü : +36/-0
    Cinsiyet: Bay
    OdAMıN HayALEtisiN SenSİZliğE AşIĞıM
      MSN Messenger - huseyinalgan_8@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

harbiden kardeşim  çoğunu okumak elimde olmadı ama  eline sağlık emeğine sağlık kardeşim

  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #5 : Temmuz 17, 2007, 18:38:56 »
ruh halime egoist psikolojilerinizi yüklemektesiniz neden
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 784
    Konu: 144
    Nerden: İstanbul-Pendik
    ReP GüCü : +292/-8
    Cinsiyet: Bay
      MSN Messenger - livinglegend-66@hotmail.com
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

önemli değil kardeşim  yorum için sağol...

  • Okunma sayısı 1763 defa
  •  Dini Hikayeler
  • « Yanıtla #6 : Temmuz 17, 2007, 18:40:29 »
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
349 Gösterim
Son İleti Nisan 07, 2007, 09:27:24
Gönderen: cinayet
0 Yanıt
369 Gösterim
Son İleti Ekim 28, 2007, 00:48:22
Gönderen: Hafızz
0 Yanıt
441 Gösterim
Son İleti Kasım 18, 2007, 02:48:49
Gönderen: Hafızz
0 Yanıt
540 Gösterim
Son İleti Ocak 07, 2008, 20:25:45
Gönderen: Hafızz
0 Yanıt
161 Gösterim
Son İleti Aralık 11, 2008, 17:23:46
Gönderen: Mevzu Haberci
0 Yanıt
96 Gösterim
Son İleti Kasım 15, 2010, 21:08:41
Gönderen: Mevzu Haberci
0 Yanıt
326 Gösterim
Son İleti Nisan 29, 2011, 14:41:50
Gönderen: byyolcu
0 Yanıt
44 Gösterim
Son İleti Aralık 08, 2011, 07:07:15
Gönderen: zelter
0 Yanıt
46 Gösterim
Son İleti Ocak 06, 2012, 00:53:35
Gönderen: zelter
0 Yanıt
27 Gösterim
Son İleti Ocak 08, 2012, 04:43:49
Gönderen: zelter


   
 

Forum Arma TÜRKİYE Begendiniz mi?

Sadece bir tiklama ile bunu gösterebilirsiniz.

 
 

Desteginiz için tesekkür ederiz!