Merhaba Sayin Ziyaretçi
Mayıs 22, 2012, 18:38:16

 Merhaba, Ziyaretçi Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Onemli Duyuru Lütfen Okuyunuz:

Sevgili Arkadaslar Mevzu Forum Olarak; Yeni Adresime Kurulmus ve Veri Kaybi Olmadan Tasima Islemimizi Yapmis Bulunmaktayiz. Bu Yapilan Çalisma Süreci Içindeki Sabriniza Alakaniza Sonsuz Tesekkür Ederiz..




Konu Ilgili Soru ve Fikirlerinizi
http://www.armatr.com/duyurular-ve-mevzu%27nun-kurallari/isim-degisikligi/ Basligi Altinda Bizlere Iletebilirsiniz..


Tesekkür Eder Iyi Forumlar Dilerim Saygilarimla By_TeTiK

Gönderen Konu: Güzel Şarkı Sözleri  (Okunma sayısı 3195 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır


YILMAZ ERDOĞAN

  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « : Mart 20, 2007, 11:18:33 »
  • « Son Düzenleme: Mart 20, 2007, 11:20:59 Gönderen: Z.K.U.D »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

SEVEBİLME İHTİMALİ

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

 YILMAZ ERDOĞAN


  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #1 : Mart 20, 2007, 11:19:00 »
  • « Son Düzenleme: Mart 20, 2007, 11:21:08 Gönderen: Z.K.U.D »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

Sol Yanım Acıyor Anne

Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim, Anne çook...

 

                                                  Bedirhan GÖKÇE

  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #2 : Mart 20, 2007, 11:20:14 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı


AH (Edit By_Mevzuforum :yasak kelime belirlendi Lütfen Kuralları Okuyunuz) RIZA

 

Neden halâ gelmedi, yoksa

Saati mi şaşırdı bu hıyar?

Gerçi hiç saati olmadı ama

En azından birine sorar.

 

Cebimde bir lira desen yok,

Madara olduk meyhaneye!

Ah eşşek kafam benim,

Nasıl da güvendim bu hergeleye!

 

Gelse, balığa çıkacaktık,

Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.

Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp

Enteresan hayâllere dalacaktık.

 

Bu sandalı geçen hafta denk getirip

Çalıntıdan düşürdük.

Arkadaşlar ısrar etti,

Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

 

Saat sekizde gelecekti,

Bana birkaç milyon borç verecekti.

Yoksa o nemrut karısı kaçtı da

Onun peşinden mi gitti?

 

Eğer öyleyse yandık,

Gudubet gene yaptı yapacağını!

Geçen sene de merdivenden itip

Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

 

Abi, kadında boy şu kadar;

Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!

Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,

Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

 

Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,

Ben olsam, vallahi baş edemem! ..

Hele beş tane velet var ki boy-boy,

Allah'tan düşmanıma dilemem!

 

Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,

Herkesin suyuna gider.

Yoksa, kalıba vursan hani,

Tek başına on tane adam eder!

 

Bir keresinde, hiç unutmam

Üç-beş zibidi haraca dadandı;

Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi

Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

 

Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,

Aynı kafadaydık.

Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,

Biz, başka havadaydık.

 

Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,

Aynı takımı tutardık.

Fener'in her maçına iddialaşıp

Millete az mı yemek ısmarladık! ..

 

Bir tek askerde ayrıldık,

Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.

Döner dönmez evlendirdiler,

En büyük salaklığı da bu oldu! ..

 

Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.

Hep tek tabanca gezdim.

Benim beğendiğimi anam istemedi,

Onun gösterdiğini ben sevmedim.

 

Neyse, bunlar derin mevzu...

Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.

Ufaktan yol alayım

Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! ..

 

Gittim, vurup kafayı yattım;

Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.

Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp

Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! ..

 

Vay be Rıza! ..

Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!

Dün, boşuna günahını almışım,

Ne olur, kızma bu kardeşine!

 

Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler

Ne kolay söylediler!

Sanki dev bir taş ocağını

Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

 

Ah dostum... o kocaman gövdene

O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?

O zalim tabutun tahtalarını

Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

 

Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,

Yani bir daha olmayacak mısın?

Yani bir daha borç vermeyecek,

Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

 

Peki, beni kim kızdıracak,

Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?

Peki, beni bu köhne dünyada

Senin anladığın kadar kim anlayacak?

 

(Edit By_Mevzuforum :yasak kelime belirlendi Lütfen Kuralları Okuyunuz) Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,

Ne acayip şeyler yapacaktık...

Totoyu bulunca dükkân açacak,

Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

 

Talih yüzümüze gülecekti be! ..

Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.

Hafta sonu iki yavru kapıp

Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

 

Ah (Edit By_Mevzuforum :yasak kelime belirlendi Lütfen Kuralları Okuyunuz) Rıza... bu mahallenin,

Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?

Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,

Benim en kıral arkadaşımdın! ..

 

Ah (Edit By_Mevzuforum :yasak kelime belirlendi Lütfen Kuralları Okuyunuz) Rıza... ben şimdi,

Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?

Senden ayrılacağımı sanma,

Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..

 

                                                     Yusuf HAYALOĞLU



  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #3 : Mart 20, 2007, 11:22:01 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı


GERİDE KALDIN SEN

 

Devrilip gidiyorum işte

Geride kaldın sen...

 

Aşınmış sevdalar gibi

Yıpranmış postallar gibi

Lime-lime, yarasız

Geride kaldın sen...

 

Kaprislerinle, nazlarınla

Bakışlarınla, sözlerinle

Tutulmayan vaatler gibi

Harcanmış saatler gibi

Tek başına, kararsız

Geride kaldın sen...

 

Buraya kadarmış güzelim

Boynumda bıraktığın diş izi

Bitmez sandığın aşk denizi

Buraya kadarmış.

 

Vedalaşmak isterdim oysa

Klasik bir film öyküsü gibi

Ellerini tutup usulca

Son bir kez öpmek isterdim

Kendimi mazur gösterip

Masum ve mağrur bir duruşla

Her şeyi kadere yıkmak isterdim.

 

Ne gerek var oysa

Yürümeyen birtakım şeylerin

Nedenlerini tartışmaktansa

Asla yürümeyeceğini anlayıp

Bunu hiç konuşmamak

Daha bir yiğitçe değil mi?

 

Süzülüp gidiyorum işte

Bela olmadan

Yoluna çıkmadan

Hesap filan sormadan

İncitmeden, acıtmadan...

 

Bir bileti yırtar gibi

Bir kabuğu atar gibi

Sıyrılıp gidiyorum işte

Geride kaldın sen...

 

Bir tren penceresinden

Akıp giden bozkırın

Ortasında bir kuru ağaç gibi

Geride kaldın sen...

 

                                               Yusuf HAYALOĞLU



  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #4 : Mart 20, 2007, 11:22:25 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

NEYLERSİN

Bazen acı dinmez, bazen de yağmur

Sevgilim gülümse, her şey unutulur

Suskunuz bu akşam üstü

Hasrete yanmışız, neylersin

 

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye

Kalırsa, sadece o hüzün kalır..

Sen de anladın ki yapa-yalnızız...

Buluşmamız yasak,

Görüşmemiz uzak...

Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,

Neylersin...

 

Ah güzelim,

İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;

Yanaklarına vurduğunda hissedersin.

Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,

Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;

Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.

Bir film sahnesi gibi

Akar gider ayrılık,

Neylersin...

 

Biz zaten hiçbir romanda

Kendi hayatımıza rastlamadık.

Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.

Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.

Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.

Oysa tuttuğumuz balıkları bile

Yeniden denize bağışlamıştık.

Biz, hayata dair

Hiçbir yanlış yapmamıştık...

Neylersin...

 

Biz bu sonucu haketmedik,

Hayır, etmedik...

Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

 

Bazen acı vurdu, bazen de yağmur

Hiç gülmedi yüzümüz,

Hiç büyümedi gülümüz...

Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,

Biliyorsun,

Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

 

Bir gün, bu öykünün sonuna gelince

Ansızın desem ki: hoşça kal canım!

Unutursun,

Mecburen unutursun...

Yıldızlar söner, bu aşk da biter!

Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.

Neylersin...

 

Ah bebeğim, ah..

Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,

Dudaklarına sızınca farkedersin.

İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,

Ayrılık, ölümden üste yazılınca,

Gideni durdurmaya yetişmez sesin...

Bir inme gibi dolaşır bedeninde pişmanlıklar,

Neylersin...

 

Biz zaten hiçbir sinemaya

Tam vaktinde yetişemedik.

Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.

Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.

Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.

Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile

Bize yer kalmamıştı.

Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.

Neylersin...

 

Biz bu aşkı sürdüremezdik,

İnan, sürdüremezdik...

Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

 

Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...

Unutmasan bile artık

Unutur gibi yapacaksın.

Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,

Hiç bitiremediğim

Bir şiir olarak kalacaksın...

 

                                                        Yusuf HAYALOĞLU

  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #5 : Mart 20, 2007, 11:22:53 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

BİR VEDA HAVASI

Vakit tamam, seni terk ediyorum.

Bütün alışkanlıklardan öteye...

Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.

Doymadım inan, kanmadım sevgine.

Korkulu geceleri sayar gibi,

Birden bire bir yıldız kayar gibi,

Ellerim kurtulacak ellerinden

Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşk sa bitti, gül se hiç dermedik

Bul kendini kuytularda hadi dal

Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.

Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.

 

Vakit tamam seni terk ediyorum

Bu incecik bir veda havasıdır

Parmak uçlarına değen sıcaklık

İncinen bir hayatın yarasıdır

Kalacak tüm izlerin hayatımda

Gözümden bir damla yaş aktığında

Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan

Kan tarlası gelincik şafağında

Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım

Vur kendini korkularda hadi al

Seninle bir bütün olabilirdik

Hoşçakal iki gözüm hoşçakal

 

                                                   Yusuf HAYALOĞLU



  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #6 : Mart 20, 2007, 11:23:18 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

HANGİ AYRILIK?
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?

Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

 

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?

Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

 

 

Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?

Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?

Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?

Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.

Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?

Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?

Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?

Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?

Hangi cama kafa atsam?

Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?

Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

 

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.

Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.

Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?

Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?

Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?

Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?

Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?

Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?

Hiç sanmam! ...

Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .

Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.

Hangi mübarek dua,

Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?

Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?

Olur mu be! . olur mu?

Bu da benim gibi adama yapılır mı?

Aşk dediğin mendil mi?

Buruşturup bir kenara atılır mı?

VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

 

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?

Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?

Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?

Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?

Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?

Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?

Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

 

Dağ gibi adamı eze eze! .....

Hangi anası tipli parlak çömeze,

Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?

Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?

Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?

Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?

Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?

Ve! .. Hangi su bağışlatır?

Hangi musalla temizler seni?

 

Bu Nasıl Ayrılık?...

 

                                                   Yusuf HAYALOĞLU

  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #7 : Mart 20, 2007, 11:23:56 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı


BİR ACAYİP ADAM

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi benim canım ciğerim

 

Kimse bilmez nereli olduğunu

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi susar akşam oldumu

 

Bir cebinde daskapital,

Bir cebinde kenevir tohumu

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi benim canım ciğerim

 

Fırtınadan artakalmış bir teknede tevekkül içinde

Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla

Gizlediği macerasıyla bir acayip adam yaşardı

Akşamları susardı ben konuşsam kızardı

Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı

Hazirandı, çocuktum, evden kaçmıştım

Gelip ona sığınmıştım

Küçücük bir koydu, sığdı

Burayı keşfeden belki o oldu

Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı

İçim anneyle dolardı ağlardım

Suphi şöyle bir göz atardı

Gizli bir cigara sarardı ağlardı

Sonra barışırdık ben flüt çalardım

Cigara sönerdi ağlardı

Nerden geldiğini bilmezdim

Kimsesizdi belki kimliksizdi

Onun macerası onu ilgilendirirdi

Kimseye ilişmezdi bir şeylere küfrederdi hep

Tedirgin bir balık gibi uyurdu

Bazen kaybolurdu arardım

Yağmurun altında dururdu

Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu

Her gün okurdu ben bir şey anlamazdım

Kapağını seyreder duymazdım

Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebbessimdi

Sordum bir gün Suphi’ye

Söylediklerini niye anlamıyorum diye

Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla

Ve sınamaktan korkma

Doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin

Ve onu anlayabilirsin

Sonra gülerdi

Günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle geçerdi

Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı

Ben konuşsam kızardı

Tekneye martılar konardı

Yüreğim Suphi’ye yanardı ağlardım

Suphi denize tükürürdü

Gökyüzünü tarardı ağlardı

Sonra barışırdık ben flüt çalardım

Yıldız kayardı ağlardık

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi benim canım ciğerim

 

Kimse bilmez nereli olduğunu

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi susar akşam oldumu

 

Bir cebinde daskapital,

Bir cebinde kenevir tohumu

 

Suphi suphi bir acayip adam

Suphi suphi benim canım ciğerim

 

Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı

Hazirandı, çocuktum, evden kaçmıştım

Gelip ona sığınmıştım

Bir gün aksilik oldu annem beni buldu

Suphi kaçıp kayboldu kasaba çalkalandı

Olay oldu ben sustum kanım dondu

Polisler onu bulduğunda tekti, felaketti

Herkes meydanda birikti

Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti

Ansızın dönüp bana baktı anladın mı dedi

Anladım dedim anladım

Ve o günden sonra hiçbir zaman

Hiçbir yerde hiç ağlamadım

 

                                        Yusuf HAYALOĞLU



  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #8 : Mart 20, 2007, 11:24:23 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı


AYRILIK HEDİYESİ

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben...

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be... bu son olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken mazeretim olsun!

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...

Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun...

Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece durdurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana
Ayrılırken şikayetim olsun

Gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
Her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun
İsterim sen de yan ömrüne hep ağla
Hep ağla bu benden son dua
Bu benden ayrılık hediyesi olsun
 
                                                       Yusuf HAYALOĞLU



  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #9 : Mart 20, 2007, 11:24:59 »
  • Jelibon Mania :P
  • Usta Mevzucu
  • ******
  • Katılım
    0%
    İleti: 1.275
    Konu: 537
    Nerden: ANKARA
    ReP GüCü : +451/-19
    Cinsiyet: Bay
    ...........::::::::::::SSCB::::::::::.............
      MSN Messenger - ufuk_1289@hotmail.com
    Profili Görüntüle Z.K.U.D E-Posta
    Çevrimdışı

Alacaklı Gidiyoruz Sevgili

Terinin,
Terime karışmasıyla geçen
O dünya ötesi zamanlarda,
Bir kaybetme korkusu sarardı içimizi
Bedenlerimize bu korkunun ayazı düştüğünde,
Doğru olanı,
Aşka yakışanı yaptık biz!
Yarına sarkıtmadık hiçbir şeyi...
Aşk bize gücenip de sırtını dönmesin diye,
Epey soluksuz bıraktık takvimleri.....

Seni hep,
Bir gün sonra ölecekmişim gibi yaşadım
Coşardı duygularım böyle olunca,
Yanında olduğum her saniye,
Sana defalarca çoğalırdım....
Çalardım seni zamandan....
Binlerce saate çıkarırdık,
Bir günün süresini...
Ve bu dünya utanırdı halinden,
Bırakırdı kendi eksi etrafında dönmeyi.....

Tanrıya verilecek candan önce,
Bizim aşka olan bir gençlik borcumuz vardı.
Ödendi...
Henüz kurumayan,
O soluksuz kalmış takvimlerin teri şahittir buna sevgili!

Öldük ölmeden önce,
Bir gün gerçek ölüm kapıya dayandığında
Gözlerimizi kapatmış olacak sadece...

Ve o gün;
Meleklerin aşka dair soracak sorusu yok bize!
Alacaklı gidiyoruz sevgili...
Bundan daha güzel ne olabilir?
Şimdi gönül rahatlığıyla ölebiliriz,
Hadi öyleyse, kapa gözlerini...


  • Okunma sayısı 3195 defa
  •  Duygusal Bölüm
  • « Yanıtla #10 : Mart 20, 2007, 11:25:32 »
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
4149 Gösterim
Son İleti Mart 28, 2007, 19:00:25
Gönderen: cinayet
0 Yanıt
499 Gösterim
Son İleti Mart 28, 2007, 19:02:16
Gönderen: cinayet
0 Yanıt
1462 Gösterim
Son İleti Ekim 28, 2007, 00:57:41
Gönderen: Hafızz
0 Yanıt
1727 Gösterim
Son İleti Haziran 08, 2008, 10:48:15
Gönderen: Cankancı Kız
29 Yanıt
8874 Gösterim
Son İleti Ağustos 27, 2008, 12:19:04
Gönderen: Rapstylee
1 Yanıt
696 Gösterim
Son İleti Eylül 02, 2008, 12:06:53
Gönderen: CσиCσя
0 Yanıt
427 Gösterim
Son İleti Ocak 12, 2009, 10:44:33
Gönderen: duygulu.günler1985
Bush'un son sözleri...

Başlatan Mevzu Haberci Son Dakika

0 Yanıt
151 Gösterim
Son İleti Ocak 12, 2009, 20:13:51
Gönderen: Mevzu Haberci
Salt Lake'de aynı şarkı: 112-107

Başlatan Mevzu Haberci Spor

0 Yanıt
127 Gösterim
Son İleti Ocak 21, 2009, 20:11:31
Gönderen: Mevzu Haberci
Nazan'dan şarkı aldı

Başlatan Mevzu Haberci Son Dakika

0 Yanıt
103 Gösterim
Son İleti Şubat 20, 2009, 12:46:38
Gönderen: Mevzu Haberci


   
 

Forum Arma TÜRKİYE Begendiniz mi?

Sadece bir tiklama ile bunu gösterebilirsiniz.

 
 

Desteginiz için tesekkür ederiz!