Merhaba Sayin Ziyaretçi
Mayıs 24, 2012, 01:25:34

 Merhaba, Ziyaretçi Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun.

Onemli Duyuru Lütfen Okuyunuz:

Sevgili Arkadaslar Mevzu Forum Olarak; Yeni Adresime Kurulmus ve Veri Kaybi Olmadan Tasima Islemimizi Yapmis Bulunmaktayiz. Bu Yapilan Çalisma Süreci Içindeki Sabriniza Alakaniza Sonsuz Tesekkür Ederiz..




Konu Ilgili Soru ve Fikirlerinizi
http://www.armatr.com/duyurular-ve-mevzu%27nun-kurallari/isim-degisikligi/ Basligi Altinda Bizlere Iletebilirsiniz..


Tesekkür Eder Iyi Forumlar Dilerim Saygilarimla By_TeTiK

Gönderen Konu: ATATÜRK'ÜN SOFRALARI  (Okunma sayısı 933 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • ¢αηıмѕıη
  • Gelişmiş Mevzucu
  • *****
  • Etkinlik
    0%
    İleti: 437
    Konu: 73
    Nerden: İzMiR
    ReP GüCü : +132/-1
    Cinsiyet: Bayan
    Profili Görüntüle
    Çevrimdışı

ATATÜRK'ÜN SOFRALARI

Büyük devlet ve siyaset adam, büyük kumandan ve büyük devrimci olarak kalıcı ve yaşayan bir deha olan Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün yaşamında ve anılarında büyük bir yer tutan sofraları; servis biçimleri, konukları ve fikir sohbetleriyle renklenen bir tür akademiydi.

Atatürk, yalnızlığını gidermek; dostları ile sık sık bir arada olacağı ortamı yaratmak; eğlenme, dinlenme ihtiyacını gidermek (çoğunlukla ciddi konular ve ilmi tartışmalarla geçen geceler olduğu gibi bazı gecelerde de alaturka saz getirilerek eğlenilirdi; Atatürk sevdiği şarkıları söyledikçe neşelenir ve misafirlerine dönerek sık sık kadeh kaldırırdı) görev vereceği kişileri türlü yönlerden yoklamak; gerekli durumlarda da kamuoyu oluşturmak; dostlarıyla (ve bazen düşmanlarıyla da) iç politika, dış politika, iktisadi politika, dil, coğrafya vb. birçok ilmi konular, günün önemli sorunları, devrim hareketleri, her çeşit milli sorunları tartışmak için (sofranın dağılması görüşülen konunun önemine göre olup, çoğu zaman sabahlandığı gibi erken saatlerde dağıldığı da olurdu ve ayrıca Atatürk, fikir ve kanaatlerin serbestçe açıklanması için müsamahakar kalırdı, ama, dedikodu konularına hiç müsaade etmezdi), çalışma ve uyku dışındaki zamanının çoğunu akşam sofralarında geçirmeyi bir yaşam tarzı olarak benimsemişti.

ÜÇ TÜR KONUĞU VARDI

Atatürk'ün sofralarının, çok eskiden beri ilişkisinin olduğu yakın dostları (Selanikli, uzaktan yakın akrabası da olan yaveri Salih Bozok; Selanik'ten arkadaşı olan ve Mustafa Kemal'e Kemal diye hitap edebilen iki kişiden biri olan Kurmay Albay Nuri Conker; Latife Hanım; kendisine uzun süre yaverlik yapan Cevat Abbas; koruması Kılıç Ali); günaşırı ya da hafta aşırı konukları olan düşün adamları ve gazeteciler (sofraya eşleriyle katılarak Atatürk'ün yalnızlığını gideren Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın ve Nadir Nadi) ve düşünce alışverişinde bulunmak için özel olarak davet ettiği konuklar olmak üzere üç tür konuğu vardı. Sofranın sürekli konukları olan eski askerlerin hepsi de, sofrada bile çift tabanca ile oturarak ve konukların yoğun olduğu gecelerde az içki içip dikkatlice etrafı kollayarak Atatürk'ün yakın korumalığını yapan kişilerdi. Ayrıca, bu korumalar, yurt gezilerinde de Atatürk'ün çevresinde canlı kalkan oluştururlardı . Atatürk'ün sofrasına, çağrısız girebilen tek kişi İsmet Paşa idi.

SOFRAYA ÖZEN GÖSTERİRDİ

Çok dikkatli bir insan olan Atatürk, sofraya otururken; sofra örtüsünden tabaklara, bardaklardan çatal bıçaklara varıncaya kadar her şeyin düzenli olarak yerli yerinde olmasına özen gösterirdi (sofraya oturmadan önce, çatal bıçaklarda bir düzensizlik görürse; bunu bizzat kendisi düzelterek sofraya otururdu). Sofranın karşısında, tebeşirleri ve silgisiyle birlikte bir büyük kara tahta bulunurdu. (Karşılıklı fikir ve bilgi alışverişinin yapıldığı sofradan birçok profesör, milletvekili ve bakan kara tahtaya kalkardı). Gelen davetliler köşkün bilardo salonunda toplanarak Atatürk'ü beklerlerdi. Davetlilerini bekletmemeye özen gösteren Atatürk, köşke geldiğinde davetlilere: "Hoş geldiniz" diyerek ellerini sıktıktan sonra: "Buyurun, sofraya oturalım" derdi ve sofraya oturulurdu. Eğer Atatürk, köşkün dışında bir gezintide değilse, bilardo salonuna inip bilardo oynayarak konuklarını beklerdi ve konukları gelince de bir yandan bilardo oynarken bir yandan da sohbet ederdi. Sofraya oturma zamanı geldiğinde de "Buyurun, sofrada devam ederiz" diyerek davetlilerle birlikte sofraya geçerdi.

YEMEK SEÇMEZDİ

Sofrada titizlik göstererek yemek seçmeyen Atatürk'ün, ısrarlı yemek isteği olmazdı ve çoğunlukla mönüde ne varsa onları yerdi. Yemek seçmemekle birlikte Atatürk'ün sevdiği başlıca yemekler, omlet, patlıcan, karnıyarık, yağlı fasulye diye adlandırdığı kuru fasulye idi. Patlıcan karnıyarık ile pilavı birbirine karıştırarak yemeyi çok severdi. Meyveyi olgun yerdi ama çürütmezdi.

SOFRASINDA KİMSEYİ İÇMEYE ZORLAMAZDI

İçki olarak rakıyı ve yanında da baş meze olarak leblebi, beyaz peynir ve kavunu tercih ederdi (bira, şarap, viski ve şampanyayı nadiren içerdi). Gündüzleri ve önemli konuların görüşüleceği sofralarda içki bulundurmayan ve kahve içen Atatürk, görev başında içki içilmesini de hoş görmezdi. "Sağlığın korunması için, özellikle dimağın canlılığı, zihnin açıklığı için alkol almamalı" diyen ve içmediği günlerde, hem uyumak hem de bağırsaklarını harekete geçirmek için devamlı olarak ilaç kullanmak zorunda kalan Atatürk, sağlığı için içmemesini isteyen genel sekreteri Hasan Rıza Soyak'a, "Haklısın bunları ben de bilmez değilim çocuk. Fakat ne yapayım ki içmeğe mecburum; kafam çok, ama beni rahatsız edecek kadar çok ve hızlı çalışıyor; vakit vakit onu uyuşturup biraz dinlenmek ihtiyacını duyuyorum... Zihnim bir meseleye takılıyor, onu düşüne düşüne kafam şişiyor, uykum kaçıyor... İçmediğim zamanlar uyuyamıyorum, ıstırap içinde bunalıyorum. Aynı zamanda içki bağırsaklarımı da düzenliyor... " demişti. (Atatürk Kurtuluş Savaşı sırasında ise hiç içki içmemişti). Sarhoşluktan hiç hoşlanmayan ve hayatında hiç sarhoş olmamış olan Atatürk sofrasında, alkolün tesiri altında kalanlara fazla rahatsız olmamaları için hemen izin verirdi. Az içki içen Atatürk, sofrasında kimseyi içkiye zorlamazdı.

GENELDE KENDİNİ YALNIZ HİSSEDERDİ

Akşamları sofrasında konukları eksik olmayan ve buna rağmen, kendini genelde yalnız hisseden Atatürk, 1936 sonlarında bir gün genel sekreteri Hasan Rıza Soyak'a şöyle içini döktü: "Bunalıyorum çocuk, bunalıyorum.. . Ben burada bir nevi mahpus hayatı yaşıyorum. Çünkü gündüzleri ekseriye yalnızım. Herkes işinde gücünde... Benim ise çoğu günler, bütün günümü değil, bir saatimi dahi dolduracak işim yok. Şu halde ya uyuyabilirsem uyuyacağım, yahut bir şeyler yazacağım. Arada biraz dinlenmek ve hava almak ihtiyacını duyarsam şehir içinde ve dışında ancak otomobiller ile gezinti yapacağım. Ya sonra? Sonra gene bu hapishaneye döneceğim. Ve kendi kendime bilardo oynayıp, sofra zamanını bekleyeceğim. Bari sofrada değişiklik olsa... Ne gezer... Bu sofra nerede kurulursa kurulsun karşımda aşağı yukarı hep aynı insanlar... aynı yüzler... Hasılı bıktım, usandım çocuk..."

SON İSTEĞİ ENGİNAR OLDU

1938 yılının Ekim ayında, Atatürk oldukça ağır hastaydı. 29 Ekim 1938'den 7 Kasım 1938'e kadarki 10 günü yarı uyur yarı uyanık bir halde geçirerek, genellikle kendinde olmayan Atatürk, hastalığının son aşamasındaydı ayıldıkça da yulaf unundan poriç, süt, pirinç suyu ve meyve sularından oluşan mönüsüyle karnını doyuruyordu. O günlerde Atatürk'ün canı enginar yemeği istedi. Ancak o zaman İstanbul'da bulunmadığı için Hatay'dan ısmarlanan enginarlar; ölüm döşeğinde derin bir uykuda olan Atatürk'e kısmet olmadı.

  • Okunma sayısı 933 defa
  •  Hayatı ve Yaşam Tarzı
  • « : Nisan 16, 2007, 09:56:30 »


Kiminè ßatsın, Kimini Kıskandırsın Hiç ßişè umrumda dèil ! Sèn varsın İştè o Yètèr...!

  • Seni Çok Seviyorum
  • Radministrator
  • *********
  • Etkinlik
    100%
    İleti: 7.975
    Konu: 4490
    Nerden: İstanbul
    ReP GüCü : +17736/-0
    Cinsiyet: Bay
    Büyük Aşk Sensin
      MSN Messenger - murat@mevzuforum.net
    Profili Görüntüle Arma TR
    Çevrimdışı

Çalışmalar için teşekkür ederim pınar  ;) ;)

  • Okunma sayısı 933 defa
  •  Hayatı ve Yaşam Tarzı
  • « Yanıtla #1 : Nisan 16, 2007, 09:57:03 »




Hani fani bu hayat ümit bağlayamam
Olmadı diye oturup ağlayamam
Gönlü geniş olan sükutu öğrensin
Sevgimi yok yere ele bağlayamam

Gelir mi diye hayallere sığınamam.
Kemale eren kendinden versin
Sevdim, kaç kere bilemem
Yaşadım, yok inkar edemem

Bıktım, senle baş edemem ben
Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor
Ama umudum cennetten ben dalkavuk olanı hizaya getiremem
Sorma bana ben görünmezi göremem


Merak eden kendine yönelsin
Boş yere kimseyi oyalayıp üzemem
Geçici şeylere heves edip üzülemem
Fikrim, hevesimi alt etsinsevdim, kaç kere bilemem

Yaşadım, yok inkar edemembıktım, senle baş edemem ben
Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor
Aman umudum cennetten

Ben gözü görmeyene resim gösteremem
Değerimi bilmeze değeri öğretemem

O önce,  haddini öğrensin

Biten sevgiye imrenip özenemem
Boş sözü duyup düstur edinememeden, kendine ah etsin
Bildim lakin söylemem gördüm ama izah edemem

Dünya, senle baş edemem ben zaman öyle de geçiyor
Hayat böyle de bitiyore bitsin, umudum cennettensevdim, kaç kere bilemem
Yaşadım, yok inkar edemem
Bıktım, senle baş edemem ben

Zaman öyle de geçiyor hayat böyle de bitiyor Ama Umudum Cennetten


Eski Hız

Yeni Hız


Türkiyede Bu Kadar

  • Gelişen Mevzucu
  • ***
  • Etkinlik
    0%
    İleti: 177
    Konu: 19
    ReP GüCü : +11/-4
    Cinsiyet: Bay
    Profili Görüntüle E-Posta
    Çevrimdışı

teşekkürler

  • Okunma sayısı 933 defa
  •  Hayatı ve Yaşam Tarzı
  • « Yanıtla #2 : Mayıs 29, 2007, 22:50:46 »
Linkleri Görebilmek Için Kayit Olun  Yada  Giris Yapin
  • ¢αηıмѕıη
  • Gelişmiş Mevzucu
  • *****
  • Etkinlik
    0%
    İleti: 437
    Konu: 73
    Nerden: İzMiR
    ReP GüCü : +132/-1
    Cinsiyet: Bayan
    Profili Görüntüle
    Çevrimdışı

rica ederim arkadaşlar...

  • Okunma sayısı 933 defa
  •  Hayatı ve Yaşam Tarzı
  • « Yanıtla #3 : Mayıs 31, 2007, 17:15:44 »


Kiminè ßatsın, Kimini Kıskandırsın Hiç ßişè umrumda dèil ! Sèn varsın İştè o Yètèr...!

 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
3553 Gösterim
Son İleti Mart 18, 2007, 00:09:59
Gönderen: PıNaR..!
5 Yanıt
1009 Gösterim
Son İleti Mayıs 29, 2007, 22:49:15
Gönderen: adı_aşk_sebebimin
1 Yanıt
789 Gösterim
Son İleti Haziran 07, 2007, 16:32:11
Gönderen: uA_emr@h
0 Yanıt
882 Gösterim
Son İleti Ekim 14, 2007, 17:17:40
Gönderen: Cankancı Kız
2 Yanıt
695 Gösterim
Son İleti Ekim 14, 2007, 17:32:06
Gönderen: Cankancı Kız
0 Yanıt
801 Gösterim
Son İleti Ekim 14, 2007, 17:33:53
Gönderen: Cankancı Kız
0 Yanıt
507 Gösterim
Son İleti Ekim 14, 2007, 17:36:49
Gönderen: Cankancı Kız
4 Yanıt
38746 Gösterim
Son İleti Temmuz 21, 2009, 13:49:48
Gönderen: dEfNeM96
0 Yanıt
1497 Gösterim
Son İleti Mayıs 24, 2008, 18:33:19
Gönderen: CσиCσя
3 Yanıt
1034 Gösterim
Son İleti Temmuz 27, 2008, 01:00:20
Gönderen: Dede Görkem


   
 

Forum Arma TÜRKİYE Begendiniz mi?

Sadece bir tiklama ile bunu gösterebilirsiniz.

 
 

Desteginiz için tesekkür ederiz!